TARİHİ SOHBETLER

Tarih Üzerine Bizden Sohbetler

Gaius Julius Caesar – 10.10.2011 14 Kasım 2011

GAIUS JULIUS CAESAR

(12 Temmuz MÖ.100 – 25 Mart MÖ.44)

Soylu bir aileden gelen Sezar (Çok yüksek bir mertebede olmasa da, soylular) 16 veya 17 yaşına kadar Roma’da çeşitli eğitimler aldı. Dayısı çok ünlü bir politikacıydı ve hatta ömrünün son yıllarına doğru çok uğraştığı konsüllüğü de en büyük rakibi Sulla’nın ellerinden söküp almıştı. Fakat konsül olduktan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti ve Sulla yönetimi tekrar eline aldı. Bu sıralarda babasını da kaybeden Sezar, daha 16 yaşında ailenin genç, dinamik, azimli varisi haline geldi.

Sulla karşısına başka bir belanın daha dikilmesini istemediğinden Sezar’ı sürmek istedi fakat araya hatırı sayılır kişilerin girmesiyle affederek bu kararından vazgeçti. Buna rağmen Sezar Roma’yı bir süreliğine terk etti ve orduya katıldı. Tarih sayfalarında yer alan ilk savaşı, 17 yaşındayken katıldığı Midilli adası kuşatma savaşıydı. Burada gösterdiği üstün başarı ile bir askerin sahip olabileceği en yüksek ikinci mertebe ödül olan Corono Civica’ya layık görüldü (Genelde Sezar tasvirlerinde rastladığımız, başındaki meşe yapraklarından yapılma taç). Buradan sonraki görevi ise kuşatma sırasında ordusu ve kendisinin iştirakiyle savaşta yardımı bulunan IV.Nicomedes’e (Britanya Kralı) şu an Türkiye sınırlarında bulunan İzmit’e (Nicomedia) kadar eşlik etme idi. Daha sonra burada Nicomedes’in yanında dil, hitabet, askerlik eğitimlerini pekiştiren Sezar Roma’ya dönerken, Nicomedes’le ilişkileri olduğu söylentilerini engelleyememişti.

Aldığı ani bir kararla, Rodos’a hitabet dersi almaya giden Sezar denizde korsanlar tarafından kaçırıldı. Uzun bir süre ellerinde kaldıktan sonra 2000 dinari karşılığında serbest bırakıldı fakat Bergama’ya gider gitmez yanına bir birlik alarak korsanların peşine düştü ve yakaladı. Yakaladığı korsanları Bergama’ya getirerek orada çarmıha gerdirdi.

Bergama’dan sonra Roma’ya geri dönen Sezar, Senato’da ki ilk görevi olan tribün görevine başladı. Birçok tarihçi Roma’ya dönme sebebini Sulla’nın ölümü olarak göstermiştir. Politik kariyerinin ilk yıllarından itibaren halk kanadında bulunan Sezar, o yıllardan başlayarak genç Cato ve ünlü Cicero ile mücadeleye girdi. Zaman zaman ordunun başında görevlendirilerek İspanya’ya, Yunanistan’a ve birçok başka Roma eyaletinde görev yapan Sezar görev süresi doldukça da Senato’ya dönmüştür. MÖ.65’ te yüksek yargıçlığa yükselene kadar birçok kez cinayetlerle, hırsızlıklarla, darbelerle suçlandı fakat çoğunda aklanmayı bildi. Galya görevine çıkmadan 1 yıl önce Konsüllüğe atanan Jül Sezar, birçok yasada halk lehine değişiklikler yaptı. Konsüllük süresini doldurup Galya ve İllirya orduları (lejyonları) komutanı olarak atandı. Göreve gitmeden önce kendisi, Crassus ve Pompey Magnus arasında ilk triumvirliği (üçlü koalisyon) oluşturdular. Aralarındaki anlaşmaya göre Sezar Galya, İspanya ve İllirya bölgelerine, Crassus Anadolu ve Mısır’a bakacak, Pompey ise Roma’da kalacaktı. Sezar Galya’ya gittiğinde önünde iki seçenek vardı; uzun yıllardır Senato’da iyi bir yer edinebilmek için çok borçlanmıştı, bu borçları kapatmak için ya halktan zorla vergi toplayacaktı ya da ordusu ile büyük maceralara katılacak ve büyük ganimetler elde edecekti. O ikincisini seçti. Gözünü asırlardır Roma’ya en büyük sorunu oluşturan Galya’ya dikti.

İlk olarak elinde bulunan iki lejyon birliğinin sayısını dörde çıkarttı ve seferlerine başladı. On iki büyük savaş sonunda MÖ.52 yılında tüm Galya’yı fethetti ve Britanya’ya adım atan ilk Romalı oldu. Seferden dönüşte askerleri tarafından imparator ilan edildi ve bu durum Senato’yu korkuttu. Görev süresinin dolduğu ve Roma’ya çağrıldığı bildirildi. Ancak gittiğinde cezalandırılacağını biliyordu ve kritik radikal bir karar almak zorundaydı.

Bu sıralarda da Pompey Magnus ile evli olan Sezar’ın manevi kızı Julia doğum sırasında öldü ve böylece göstermelik akrabalık son bulmuş oldu. Birkaç ay sonra Crassus’un Perslerle yapılan bir savaşta hayatını kaybetmesi üçlü koalisyon adına ipleri koparan son nokta oldu ve koalisyon dağıldı.

Sezar, normalde komutanların ordusuyla beraber geçmeleri yasak olduğu halde Rubicon  nehrini geçti. Bu yaptığı açık açık Senato’yu tehdit etmekti. Sezar elindeki 13.lejyon ve Marcus Antonius ile birlikte Roma’ya girdiğinde, Roma Roma’dan çoktan kaçmıştı; yani Senato ve Pompey Roma’yı terk etmişlerdi.

Sezar ilk olarak Roma’da kendini diktatör ilan etti. Daha sonra, kendisinin elinden kaçarak bir grup askerle Hispania’ya giden general Lecidimus’un peşine düştü. Roma’dan ayrıldıktan sonra 27 günde Hispania’ya vardı. Lecidimus’la hesabını gördükten sonra, ordusunu biraz güçlendirerek Pompey Magnus’un yönetimindeki Senato ordusunun peşine düştü. Yunanistan’da karşı karşıya geldiklerinde Sezar, Pompey’ninsahip olduğu asker sayısının yarısı kadar askere sahipti. Fakat savaş sonunda kazanan Sezar oldu. Savaş boyunca Pompey’nin yanında yer alan Senato üyeleri Junius Marius Brutus ve Cicero’yu da affederek Senato’yu tekrar Roma’ya taşıdı.

Roma’ya dönüldüğünde Sezar 10 yıllık süre boyunca diktatör ilan edildi. Sezar’ın ilk işlerinden biri vasiyetini yazmak oldu. Buna göre; maddi varlığını, soyadını ve tüm yetkilerini yeğeni ve manevi oğlu olan Octavius’a (Gaius Octavius Augustus Caesar) bıraktı. Onun ölmesi durumunda ise tüm bu mirası Junius Marius Brutus’e bıraktığını açıkladı.

Sezar savaştan sonra Mısır’a kaçan Pompey’nin peşini bırakmadı. Ancak Mısır’a vardığında Mısırlı yöneticilerin elinde Pompey’nin kopuk kellesini buldu. O dönem tarihçilerinin yazdığına göre görüdğü bu manzara karşısında gözyaşlarını tutamamış ve bunu yapanları (tek amaçların Sezar’a yaranmak olmasına rağmen)cezalandırmıştır. Firavunu tahttan indirir ve yerine asırlar boyu Sezar’la yaşadığı aşkı konuşulacak olan, Ptolemey ailesinden VI. Cleopatra’yı tahta çıkardı.

Sezar’ın sahip olduğu tek biyolojik çocuk Cleopatra’dandır. Ancak Caesarion isimli bu çocuk 17 yaşına geldiğinde Augustus tarafında öldürülecektir.

Cleopatra ile birlikte sırasıyla Persler ve Pontuslularla savaşarak Küçük Asya’nın (Anadolu) fethini tamamlar. Pontus kralını yendiği Zola savaşını Roma’da bir arkadaşına anlatırken kullandığı sözcükler asırlarca tarih kitaplarında yer alıp, günümüze kadar gelmiştir: “Veni, Vidi, Vici” (Geldim, gördüm, yendim). Bu zaferlerle Anadolu’yu ve Mısır’ı güvence altına aldıktan sonra, Roma’ya dönen Sezar’ı dünyanın en ünlüsü olacak bir suikast beklemektedir.

Suikastı planlayanların başında, Pompey’nin yanında yer alarak ona ihanet etmesine rağmen Sezar’ın affettiği, manevi oğlu ilan ettiği ve Senato’da yüksek mevki görevi verdiği Junius Marius Brutus vardı. Senato’nun merdivenlerinde gerçekleşen suikasta 27 kişi karışmıştı. Özellikle yanında Marcus Antonius ve korumalarının olmadığı bir an kollanmıştı.

Öldükten sonra arkasında bilinen dünyada rakibi olmayan, yıkık ama kuvvetli bir imparatorluğa hamile bir cumhuriyet bırakmıştı. Ondan sonra gelen manevi oğlu Augustus Caesar, onun hazırladığı yolda ilan ettiği imparatorluğu Anadolu’dan Hispania’ya, Kuzey Afrika’dan Galya’ya, Britanya’dan Mısır’a büyüterek asırlarca yeryüzünden silinmeyecek bir şaheser yaratmıştır.

Reklamlar
 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s